Madde: 125
Aslî Günah
ÖNERME
İslam inancında, Hristiyan teolojisindeki gibi asli günah (original sin) kavramı yoktur. Hiçbir çocuk, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın işlediği hata yüzünden günahkâr veya lanetli doğmaz. Suç bireyseldir, ceza bireyseldir ve genetik miras yoluyla aktarılmaz.
Doğan her çocuk, İslam fıtratı yani tertemiz, günahsız fabrika ayarları üzerine doğar. Hz. Âdem ve Hz. Havva hatalarını anlamış, tövbe etmiş ve affedilmişlerdir. Dolayısıyla insanlık tarihi bir lanet üzerine değil, tövbe ve arınma fırsatı üzerine kuruludur.
REFERANSLAR
Tövbenin Kabulü (Bakara Suresi, 37. Ayet)[1]: "Sonra Âdem, Rabbinden (bağışlanması için) birtakım kelimeler aldı da Allah onun tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir..."
Analiz: Ayet, Hz. Âdem'in işlediği hatanın ardından sürecin tövbe ile sonlandığını ve dosyanın kapandığını bildirir. Affedilen bir suçun cezası nesillere aktarılmaz.
Suçun Şahsiliği (Fâtır Suresi, 18. Ayet)[2]: "Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez..."
Analiz: Bu ilke, suçun ve cezanın şahsiliğini vurgulayan evrensel bir hukuk normudur.
Emek ve Karşılık (Necm Suresi, 39. Ayet)[3]: "İnsan için kendi çalışıp çabasından (sa'y) başka bir şey yoktur."
DEĞERLENDİRME
Hristiyanlıkta insan doğuştan suçludur ve vaftizle temizlenmesi gerekir; ancak Kur’an bu anlayışı kökten reddeder. Hz. Âdem’in hatası sadece Hz. Âdem’i bağlar. Üstelik Kur’an, Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edildiğini açıkça belirterek o dosyanın hukuken kapandığını ilan eder.
Fâtır Suresi’ndeki "kimse başkasının yükünü taşımaz" ilkesi, evrensel bir hukuk normudur. Nasıl ki bir babanın işlediği suçtan dolayı yeni doğan bebeği hapse atılamazsa, Hz. Âdem'in hatasından dolayı da insanlık suçlanamaz. İnsan dünyaya borçlu gelmez, alacaklı da gelmez; tertemiz bir sayfayla, kendi hikâyesini yazmak üzere gelir.
KAYNAKLAR
[1] Bakara Suresi, 37. Ayet:
Arapça: فَتَلَقَّى آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Okunuş: Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Meal: Derken Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla tövbe etti. O da) tövbesini kabul buyurdu. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
[2] Fâtır Suresi, 18. Ayet:
Arapça: وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى
Okunuş: Ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ.
Meal: Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.
[3] Necm Suresi, 39. Ayet:
Arapça: وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Okunuş: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.
Meal: İnsan için ancak çalıştığı vardır.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 02:23