Madde: 28
Emevi Darbesi
ÖNERME
Peygamberin vefatından yaklaşık 30 yıl sonra, İslam’ın yönetim biçimi şûradan (danışma/cumhuriyet) çıkıp, babadan oğula geçen saltanata dönüşmüştür. Bu, açık bir karşı devrimdir. Emeviler, kılıç zoruyla ele geçirdikleri iktidarlarını meşrulaştırmak için dini bir aparat olarak kullanmışlardır. Zulümlerine karşı isyan edilmesin diye; "Yöneticiler Allah’ın takdiridir, ne yaparlarsa yapsınlar itaat farzdır" anlayışını (Cebriye) devlet eliyle yerleştirmişlerdir.
Bugün yaşanan "sorgusuz itaat kültürü"nün kökü Kur’an değil, bu Emevi siyasetidir. Devletin bekası için rakip gördükleri herkesi, Peygamberin torunu Hz. Hüseyin dahil asi ilan edip katletmeyi, uydurma hadisler ve fetvalarla dini bir görev gibi sunmuşlardır. Biz Emevi sarayının değil, Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği Allah'ın dinine tabiyiz.
REFERANSLAR
Yönetim Modeli (Şûrâ, 38)[1]: "Onlar, Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. İşleri, aralarında danışma (şûra) iledir."
Analiz: Kur'an, yönetimi bir ailenin (hanedanın) mülkü olarak değil, toplumun ortak aklı ve seçimi olarak belirler. Saltanat, bu ayetin açık ihlalidir.
Sorumluluk Bilinci (Şûrâ, 30)[2]: "Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir..."
Analiz: Allah "Ben zalimi başınıza musallat ettim, kaderiniz bu" demez; "Siz bozulduğunuz veya sessiz kaldığınız için bunlar başınıza geldi" der.
Zalime İtaat Yasağı (Şu'arâ, 151-152)[3]: "Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o haddi aşmışların (müsriflerin) emrine itaat etmeyin."
DEĞERLENDİRME
Sünni ve Şii ayrımı, kökeni itibarıyla dini değil, tamamen siyasidir. Kimin halife olacağı kavgasıyla başlamış, sonradan taraflarca teolojik kılıflar giydirilmiştir. Hz. Ali’nin davası adalet ve şûra, Muaviye’nin davası ise iktidar ve güçtü. Emeviler kazandı ve tarihi onlar yazdırdı.
Emevi iktidarı, kendi zulümlerini örtbas etmek için "Kader" kavramını yeniden kurguladı. "Bizim iktidarımız Allah'ın takdiridir, eğer Allah istemeseydi biz yönetici olamazdık" diyerek, halkın iradesini ve isyan hakkını ellerinden aldılar. Bu ideolojiye (Cebriye) karşı çıkan Mâbed el-Cühenî gibi özgür iradeyi savunan alimleri "kaderi inkâr ediyor" diyerek idam ettiler.[4]
Bugün okuduğumuz fıkıh kitaplarının ve "Ulü’l-emre itaat" yorumlarının çoğu, bu Emevi ve Abbasi saraylarının gölgesinde şekillenmiştir. Bu yüzden devlet başkanına isyanı küfür sayan, yolsuzluğu kader gören içtihatlar türemiştir. Oysa İslam, zalim bir yöneticiye karşı hakkı haykırmayı en büyük cihat sayar.
KAYNAKLAR
[1] Şûrâ Suresi, 38. Ayet: Arapça: وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ Okunuş: Vellezînestecâbû li rabbihim ve ekâmûs salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ razaknâhum yunfikûn. Meal: Onlar, Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.
[2] Şûrâ Suresi, 30. Ayet: Arapça: وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ Okunuş: Ve mâ esâbekum min musîbetin fe bimâ kesebet eydîkum ve ya’fû an kesîr. Meal: Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. (Buna rağmen) Allah çoğunu affeder.
[3] Şu'arâ Suresi, 151-152. Ayet: Arapça: وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ. الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ Okunuş: Ve lâ tutîû emral musrifîn. Ellezîne yufsidûne fîl ardı ve lâ yuslıhûn. Meal: Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.
[4] Mustafa Öz. "Ma'bed el Cühenî". TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mabed-el-cuheni
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 15 Şubat 2026 15:09