Madde: 314
Mutluluğun Kaynağı
ÖNERME
Huzur ve değer duygusu, eşyadan, insanların alkışından yahut kınamasından, yani dış dünyadan devşirilebilecek bir olgu değildir. Mutluluk kavramı, dış koşulların mükemmelliğinde değil, kişinin kendi özüyle ve dolayısıyla Allah ile kurduğu bağın niteliğinde aranmalıdır. İnsan, ontolojik değerini ve varoluşsal anlamını sosyal çevrenin onay mekanizmalarından almamaktadır; zira dış referanslı bir kimlik inşası, temelsiz ve geçicidir.
REFERANSLAR
Kalplerin Tatmini (Ra’d Suresi, 28) [1]: "...Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur."
Kınayıcıdan Korkmamak (Mâide Suresi, 54) [2]: "...Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar..."
Çoğunluğun Yanılgısı (En’âm Suresi, 116) [3]: "Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar."
Özbenliği Unutmak (Haşr Suresi, 19) [4]: "Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir."
DEĞERLENDİRME
Ra’d Suresi, tatminin ve itminanın adresini dış dünya değil, Allah ve dolayısıyla kişinin O’na bakan özü olarak tayin etmektedir; zira dışarıdan gelen onay doğası gereği geçicidir. En’âm Suresi, yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyulması halinde sapkınlığa düşüleceğini bildirerek, toplumsal onayın ve kalabalıkların hakikat ölçüsü olmadığını deklare eder. Mümin, değerini "el alem ne der" terazisinde değil, kendi vicdanı ve Allah’ın rızası terazisinde tartmakla mükelleftir. Haşr Suresi ise Allah’ı unutmanın bedelini kişinin kendini unutması olarak belirler; bu bağlamda zikir, kişinin kendine gelmesi ve özüne dönmesidir.
KAYNAKLAR
[1] Ra’d Suresi, 28. Ayet: Arapça: اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ | Okunuş: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh, e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb. | Meal: Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.
[2] Mâide Suresi, 54. Ayet: Arapça: ...يُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍۜ... | Okunuş: ...yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim... | Meal: ...Allah yolunda cihad ederler; hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar...
[3] En’âm Suresi, 116. Ayet: Arapça: وَاِنْ تُطِعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ | Okunuş: Ve in tutı’ eksere men fîl ardı yudıllûke an sebîlillâh... | Meal: Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.
[4] Haşr Suresi, 19. Ayet: Arapça: وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ | Okunuş: Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum. | Meal: Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43