Madde: 248
Şekilcilik ve Kıyafet
ÖNERME
İslam; belli bir üniforması, özel bir kostümü veya sakal/bıyık standardı olan bir "şekil dini" değildir. Kıyafetlerin kutsallığı veya metafizik bir kerameti yoktur. Tarihsel süreçte kullanılan sarık, cübbe ve entari gibi kıyafetler; dinin emri olduğu için değil, o yüzyılın, coğrafyanın ve iklimin gereği olan "yerel örf" olduğu için tercih edilmiştir.
Dindarlığın ölçüsü; pantolonun boyu, sakalın uzunluğu veya başa takılan bezin rengi ile tayin edilemez. Dini yaşamak adına, toplumun genel normlarından kopuk, garip ve "ayrıksı" giyinmek; İslam’ı temsil etmek değil, toplumla araya duvar örmek ve dikkat çekerek sosyal uyumsuzluk (fitne) çıkarmaktır. Asıl tesettür; bedeni bezle sarmaktan önce, ruhu "takva" (sorumluluk bilinci ve ahlak) ile sarmaktır.
REFERANSLAR
Takva Elbisesi (A’râf Suresi, 26. Ayet)[1]: "Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise indirdik. (Ancak) Takva (sorumluluk/ahlak) elbisesi ise, işte o daha hayırlıdır..."
Analiz: Kur’an, kıyafet konusunda tek bir model veya üniforma belirlemez; sadece iki temel fonksiyonu (örtünme ve süslenme) hatırlatır. Ayetin "takva elbisesi daha hayırlıdır" vurgusu, odak noktasını dış görünüşten iç karaktere kaydırır. Din gardıropta değil, vicdandadır.
Değer Ölçüsü (Hucurât Suresi, 13. Ayet)[2]: "Allah katında en değerliniz, takvaca (ahlak ve sorumluluk bilincince) en ileri olanınızdır."
Analiz: Ayet, üstünlük ölçüsünü kılık-kıyafet, ırk veya cinsiyete değil; sadece "takva"ya bağlar. Eğer cübbe, sarık ve sakal "İslam’ın alameti" veya takva göstergesi olsaydı; Hz. Peygamber’in en büyük düşmanları olan Ebu Cehil ve Ebu Leheb de aynı tarz giyindikleri için "Müslüman" sayılmalıydılar. Dönemin müminleri, farklı görünmek için değil, doğal olmak ve iklim şartlarına uymak için o kıyafetleri giymişlerdir.
DEĞERLENDİRME
Bugün Hz. Peygamber'i örnek almak; O’nun giydiği kumaşı giymek (kozmetik taklit) değil, O’nun sahip olduğu ahlaki karakteri kuşanmaktır. Takım elbise giyen dürüst bir insan; cübbe giyen sahtekâr bir insandan Allah’a daha yakındır.
Dışı İslami ambalajla (kostümle) kaplı ama içi kin, kibir ve cehalet dolu bir yapı; Kur’an’ın reddettiği bir tablodur. Şekilcilik, dinin özünü ıskalamaktır. Kıyafetin amacı toplumsal ayrışma veya kutsiyet gösterisi değil, fıtri bir ihtiyaç olan örtünmedir.
KAYNAKLAR
[1] A’râf Suresi, 26. Ayet:
Arapça: يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْآتِكُمْ وَرِيشًا ۖ وَلِبَاسُ التَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ | Okunuş: Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşen, ve libâsut takvâ zâlike hayr | Meal: Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva (sorumluluk/ahlak) elbisesi... İşte o daha hayırlıdır.
[2] Hucurât Suresi, 13. Ayet:
Arapça: إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ | Okunuş: İnne ekremekum indallâhi etkâkum | Meal: Allah katında en değerli olanınız, takvaca (ahlak ve sorumluluk bilincince) en ileri olanınızdır.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43