top of page

Madde: 138

Ucub (Kendini Beğenmişlik)

ÖNERME

Ucub; kibirden daha sinsi bir hastalıktır. Kibir başkalarını küçük görmektir; ucub ise sadece kendini görmektir. Kişinin yaptığı iyilikleri, ibadetleri veya başarıları tamamen kendinden bilmesi, Allah’ın yardımını ve lütfunu unutmasıdır. "Ben yaptım, ben kazandım, benim zekâm" diyen insan ucub bataklığındadır. Bu duygu, insanı narsizme sürükler ve "Ben mükemmelim, değişmeme gerek yok" yanılgısına düşürür. Ucub, insanın kendi putunu yontmasıdır.


REFERANSLAR

Karun Sendromu (Kasas Suresi, 78. Ayet)[1]: "...Karun, zenginliği sorulduğunda; 'Bu servet bana ancak bendeki ilim sayesinde verildi' demiştir."

  • Analiz: Başarıyı sadece kendi zekâsına bağlamak, insanın kendi kendine yetebileceğini zannettiği büyük bir felakettir.

Huneyn Savaşı Uyarısı (Tevbe Suresi, 25. Ayet)[2]: "...Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti (ucub), fakat bu size bir fayda sağlamamıştı..."

  • Analiz: Sayısal güce veya donanıma güvenip Allah’ı unutmak, en güçlü olunan anda bile yenilgi getirir.

İyiliğin Kaynağı (Nisâ Suresi, 79. Ayet)[3]: "Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana gelen her kötülük ise kendi nefsindendir."


DEĞERLENDİRME

Özgüven ile ucub arasındaki fark çok incedir. Özgüven, "Çalışırsam Allah’ın izniyle başarabilirim" demektir. Ucub ise "Bunu ben başardım, ben olmasam olmazdı" demektir. Bir insan çok ibadet ettiği için kendini garanti cennetlik veya evliya gibi görmeye başlarsa, o ibadet onu Allah’a yaklaştırmaz; bilakis benlik (ego) duvarını kalınlaştırır.


Ayna karşısında kendine hayran olan, pencereden dışarıdaki hakikati göremez. Mümin, başarısında "Elhamdülillah" diyerek başarıyı sahibine teslim eden kişidir.



KAYNAKLAR

[1] Kasas Suresi, 78. Ayet:

Arapça: قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْد۪يۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِه۪ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ

Okunuş: Kâle innemâ ûtîtuhu ‘alâ ‘ilmin ‘indî. Evelem ya’lem enna-llâhe kad ehleke min kablihi mine-lkurûni men huve eşeddu minhu kuvveten ve ekseru cem’â(n).

Meal: Karun ise: "O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi" demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti?

[2] Tevbe Suresi, 25. Ayet:

Arapça: لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـًٔا...

Okunuş: Lekad nasarakumu-llâhu fî mevâtine kesîratin ve yevme huneynin iz a’cebetkum kesratukum felem tuġni ‘ankum şey-â(n)...

Meal: Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmişti (böbürlenmiştiniz), fakat sizi hiçbir şeyden kurtaramamıştı.

[3] Nisâ Suresi, 79. Ayet:

Arapça: مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ

Okunuş: Mâ esâbeke min hasenetin femina-llâh(i) ve mâ esâbeke min seyyietin femin nefsik(e).

Meal: Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 02:23

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page