top of page

Madde: 144

Ahde Vefa

ÖNERME

Kur’an ahlakında söz vermek; sadece geleceğe dair bir niyet beyanı değil, altına imza atılmış bir "borç senedi"dir. Ağızdan çıkan her söz, Allah’ın şahitliğinde gerçekleşmiş ve "enter" tuşuna basılmış geri alınamaz bir akittir.


"Mümin" kelimesi, "Emin" (güvenilir) kökünden gelir; veri güvenliği olmayan, sözüne güvenilmeyen birinin imanı da bozuk (yozlaşmış) olmuştur. Müslüman; şartlar değişse, zarar etse veya zor durumda kalsa bile verdiği sözü namusu bilen ve onu yere düşürmemek için bedel ödeyen kimsedir. Sözünden dönmek veya "şartlar öyle gerektirdi" bahanesine sığınmak; Kur’an’da münafıklık (iki yüzlülük) alameti sayılır.



REFERANSLAR

Hesap Günü Sorusu (İsrâ Suresi, 34. Ayet)[1]: "...Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, (ahirette) sorumluluk gerektirir (mes'uliyet)."

  • Kavram Analizi: Ayetteki "mes'ul" kelimesi, sorguya çekilen demektir. Verilen her söz, ahiret mahkemesinde açık bir dava dosyası olarak beklemektedir.

İmanın Şartı (Mü’minûn Suresi, 8. Ayet)[2]: "Onlar (o müminler ki), emanetlerine ve verdikleri sözlere (ahidlerine) sadakat gösterirler."

Sözü Bozmanın Hükmü (Ra’d Suresi, 25. Ayet)[3]: "Allah’a verdikleri sözü, pekiştirdikten sonra bozanlar... İşte lanet onlar içindir ve yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır."


DEĞERLENDİRME

Modern toplumda söz vermek; "o anki duruma göre verilmiş geçici bir teminat" gibi algılanmaktadır. "Hallederiz, bakarız, söz gelirim" denilip gidilmeyen randevular, ödenmeyen borçlar veya tutulmayan vaatler "unutkanlık" veya "iş yoğunluğu" etiketiyle geçiştirilmektedir. Oysa Kur’an, İsrâ Suresi’nde söz vermeyi hukuki bir sorumluluk olarak tanımlar.


Bir insanın alnı secdeden kalkmasa bile; eğer ticarette sözünde durmuyor, "yarın öderim" deyip ödemiyor veya saatinde randevusuna gitmiyorsa; o kişi "Emin" (Mümin) sıfatını kaybetmiştir. Çünkü İslam doğruluk dinidir; eğri söz ve eğri davranışla "Doğru Yol"da (Sırat-ı Müstakim) yürünmez.



KAYNAKLAR

[1] İsrâ Suresi, 34. Ayet:

Arapça: ...وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِۚ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لًا

Okunuş: ...Ve evfû bil’ahd(i) inne-l’ahde kâne mes’ûlâ(n).

Meal: ...Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

[2] Mü’minûn Suresi, 8. Ayet:

Arapça: وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ

Okunuş: Ve-lleżîne hum li-emânâtihim ve ‘ahdihim râ’ûn(e).

Meal: Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.

[3] Ra’d Suresi, 25. Ayet:

Arapça: وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ

Okunuş: Ve-lleżîne yenkudûne ‘ahda(A)llâhi min ba’di mîśâkihi veyakta’ûne mâ emera(A)llâhu bihi en yûsale veyufsidûne fî-l-ardi ulâ-ike lehumu-lla’netu velehum sûu-ddâr(i).

Meal: Allah’a verdikleri sözü, pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ilişkiler) koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar var ya; işte lanet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 02:23

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page