Madde: 61
Dağların Fonksiyonu ve İzostasi
ÖNERME
Kur’an’da dağların "yeryüzü sizi sarsmasın/yalpalamasın diye" yerleştirildiği beyanı; dağların sismik depremleri (fay kırılmalarını) engellediği iddiası değildir. Aksine bu, yerkabuğunun (litosfer), altında bulunan akışkan magma tabakası üzerindeki genel dengesini (İzostasi) anlatan jeofiziksel bir tespittir. Dağlar, yeryüzünün sadece görünen süsleri değil; yerin altına doğru uzanan devasa kökleriyle, üzerinde yaşadığımız kabuğun magmanın üzerinde bir gemi gibi yalpalamasını ve dengesinin bozulmasını (temîde) engelleyen devasa stabilizatörlerdir.
REFERANSLAR
Denge Mekanizması (Enbiyâ, 31)[1]: "Yeryüzünde, onları sarsmasın (yalpalamasın) diye sabit dağlar yerleştirdik..."
Yalpalamayı Önleme (Lokmân, 10)[2]: "Sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar... yerleştirdi."
Kavram Analizi: Kur’an, sismik sarsıntılar (deprem) için zelzele kelimesini kullanırken; dağların fonksiyonunu anlatırken temîde (yalpalamak, sağa sola meyletmek, dengeyi kaybetmek) kelimesini seçer. Bu, muazzam bir bilimsel hassasiyettir. Dağlar tektonik depremi bitirmez ama yerkabuğunun dönüş esnasındaki bütünsel dengesini sağlar.
Kazık Sembolizmi (Nebe, 7)[3]: "Dağları da birer kazık (evted) yapmadık mı?"
DEĞERLENDİRME
Modern jeofizik, dağların tıpkı buzdağları gibi yerkabuğunun altına doğru, görünen kısımlarının 10-15 katı kadar "kök" saldığını keşfetmiştir (Airy ve Pratt İzostasi Teorileri). Nebe Suresi’ndeki evted (çadır kazığı) benzetmesi, dağların bu dikey yapısını tam isabetle tarif eder. Bir çadır kazığının küçük kısmı toprağın üstündedir, asıl tutucu kısmı toprağın altındadır.
Dağ sıraları, tektonik levhaların birleşme noktalarında birer "perçin" gibi durarak, kabuğun genel kaymasını ve dengesiz hareketini minimize eder. Yerkabuğu, manto üzerinde yüzen parçalı bir yapıdır. Eğer bu devasa kütleler (ağırlık merkezleri) ve derin kökleri olmasaydı; Dünya dönerken yerkabuğu çok daha hareketli, dengesiz ve üzerinde yaşamı destekleyemeyecek kadar kaotik (yalpalayan) bir yapıda olurdu.
Sonuç olarak dağlar, yeryüzü gemisinin "safra ağırlıkları" ve "çapaları"dır. Onların varlığı depremleri yok etmek için değil; yerkabuğunun magmanın üzerinde kaotik bir şekilde yalpalamasını önleyerek, yaşam için gerekli olan o ince jeolojik dengeyi korumak içindir.
KAYNAKLAR
[1] Enbiyâ Suresi, 31. Ayet:
Arapça: وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ...
Okunuş: Ve cealnâ fîl ardı ravâsiye en temîde bihim...
Meal: Yeryüzünde, onları sarsmasın (yalpalamasın) diye sabit dağlar yerleştirdik.
[2] Lokmân Suresi, 10. Ayet:
Arapça: ...وَأَلْقَىٰ فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِكُمْ...
Okunuş: ...Ve elkâ fîl ardı ravâsiye en temîde bikum...
Meal: ...Sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi.
[3] Nebe Suresi, 7. Ayet:
Arapça: وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا
Okunuş: Vel cibâle evtâdâ.
Meal: Dağları da birer kazık yapmadık mı?
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 15 Şubat 2026 15:09