Madde: 66
Denizlerin Birleşmemesi (Yoğunluk Yasası)
ÖNERME
Kur’an’da geçen iki denizin birbirine kavuşmasına rağmen aralarındaki engel sebebiyle karışmadığı ifadesi, o dönemde bilinmesi imkânsız olan oşinografik (okyanus bilimi) bir gerçektir. Bu durum bir sihir değil, fiziksel akışkanlar dinamiğidir.
Bilimsel literatürde "haloklin" (tuzluluk sınırı) veya "termoklin" (ısı sınırı) olarak adlandırılan fiziksel bariyerler, farklı tuzluluk ve yoğunluktaki suların anında karışmasını engeller. Sular birbirine temas etse de aralarında görünmez bir duvar varmışçasına, karışmadan kilometrelerce yan yana akarlar.
REFERANSLAR
Fiziksel Bariyer (Rahmân Suresi, 19-20)[1]: "İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar. (Fakat) Aralarında bir engel (berzah) vardır, birbirine geçip karışmıyorlar."
Kavram Analizi: Buradaki "berzah" kelimesi, modern oşinografideki "su cephesi" (front) kavramını karşılar.
Tatlı ve Tuzlu Su Ayrımı (Furkân Suresi, 53)[2]: "Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren... aralarına bir engel koyan O’dur."
Analiz: Bu ayet özellikle haliçlerde (estuary), nehirlerin denize döküldüğü noktalardaki tatlı su ve tuzlu su ayrımını tarif eder.
DEĞERLENDİRME
Farklı yoğunluktaki sıvılar, zeytinyağı ve su örneğinde olduğu gibi karışmaya direnç gösterir. Okyanuslarda ise tuzluluk ve sıcaklık farkı, suların yoğunluğunu (özkütlesini) değiştirir.
Örneğin Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile Akdeniz buluşur. Akdeniz daha tuzlu ve yoğundur, Atlas Okyanusu ise daha az tuzludur. Bu iki kütle karşılaştığında hemen karışmazlar; aralarında "piknoklin" denilen eğimli bir duvar oluşur. Sular birbirine temas etse de kendi karakteristik özelliklerini (tuzunu, canlısını, ısısını) koruyarak uzun süre yan yana akarlar.
Kur’an’ın 1400 yıl önce, denizlerin altındaki bu görünmez fiziksel yasayı (sünnetullah) "engel" kelimesiyle tanımlaması; Allah'ın suya dahi bir yasa koyduğunu ve kainattaki hiçbir unsurun o yasayı çiğneyemeyeceğini vurgulamasıdır.
KAYNAKLAR
[1] Rahmân Suresi, 19-20. Ayet:
Arapça: مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِۙ * بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِۚ
Okunuş: Meracelbahrayni yeltekiyân. Beynehumâ berzahun lâ yebgiyân.
Meal: İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar. (Fakat) Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
[2] Furkân Suresi, 53. Ayet:
Arapça: وَهُوَ الَّذ۪ي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا
Okunuş: Ve huvellezî meracelbahrayni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc, ve ceale beynehumâ berzehan ve hicran mahcûrâ.
Meal: Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 15 Şubat 2026 15:09