Madde: 3
Dinin Tekliği ve Evrensel Ortak Payda
ÖNERME
İslam, Hz. Muhammed ile 610 yılında başlayan yeni bir dinin adı değildir; Hz. Adem’den beri süregelen tek dinin yani teslimiyetin son güncellemesidir. Allah katında din tektir; değişen sadece zamana ve topluma göre revize edilen küçük uygulama yöntemleri, yani şeriattır. Nuh’un, İbrahim’in, Musa’nın ve İsa’nın dini özde birdir.
Bugün elimizdeki Müslümanlık uygulamasını test etmenin en sağlam yollarından biri, Kur’an’da anlatılan önceki peygamberlerin uygulamalarına bakmaktır. Eğer bugün farz diye yapılan bir şey, Hz. İbrahim’in veya Hz. İsa’nın dininin temeline aykırıysa; o şey büyük ihtimalle sonradan eklenmiş kültürel bir tortudur. Öz sabittir; detaylardaki farklılıklar ise marjinaldir. Din, tarihsel kostümler değil, Allah’a teslimiyetin evrensel yasasıdır.
REFERANSLAR
Ortak Yasa (Şûrâ Suresi, 13. Ayet)[1]: "O (Allah), dinden Nuh’a emrettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi sizin için de yasalaştırdı: Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin..."
Analiz: Ayet, dinin omurgasının tüm peygamberlerde kopyala-yapıştır şeklinde aynı olduğunu kanıtlar. Değişen din değil, peygamberlerdir.
Hukuksal Çeşitlilik (Mâide Suresi, 48. Ayet)[2]: "...Sizden her biriniz için (zamana ve şartlara uygun) bir şeriat (hukuk) ve bir yol/yöntem (minhac) belirledik..."
Kavram Analizi: Kur'an terminolojisinde Din; inanç esasları, ibadetin özü ve ahlak ilkeleri gibi değişmez sabiteleri temsil eder. Şeriat ve Minhac ise; bu sabit dinin, o toplumun şartlarına göre düzenlenmiş hukuksal ve pratik yöntemleridir. Din evrensel ve tektir; şeriatlar ise tarihsel ve değişkendir.
İsim Babası (Hac Suresi, 78. Ayet)[3]: "...Atanız İbrahim'in dinine uyun. O (Allah) sizi daha önce de bunda (Kur'an'da) da Müslümanlar olarak isimlendirdi..."
Kavram Analizi: Müslüman ismi, Hz. Muhammed ümmetine has yeni bir etiket değildir. İbrahim peygamberden beri Allah'a teslim olan herkesin ortak kimliğidir.
Tanımlama (Âl-i İmrân Suresi, 67. Ayet)[4]: "İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman (Hanif) idi..."
DEĞERLENDİRME
Şûrâ Suresi, dinin temelinin tüm çağlarda aynı olduğunu ilan eder. Namaz (salat), zekât, oruç ve kurban gibi temel ibadetler sadece Hz. Muhammed’e inmemiştir; İbrahim’den beri vardır. Eğer bugün namazın içine binlerce detay, dua, şart ve şekil sığdırılmışsa; dönüp önceki elçilerin salatına bakılmalıdır. Onların namazı sade ve huşu odaklıyken, bizimki şekil ve teferruat odaklıysa; biz dini değil, kültürü yaşıyoruz demektir.
Önceki elçilerin uygulamalarına bakmak derken; tahrif edilmiş mevcut Tevrat veya İncil geleneklerini değil, Kur'an'ın o peygamberler hakkında verdiği sade ve öz bilgileri kastediyoruz. Kur'an, önceki şeriatların "Denetleyicisi" (Muhaimin) olarak, hangisinin öz, hangisinin sonradan eklenen tortu olduğunu bize gösteren yegâne filtredir.
Tarihsel süreçte Yahudilere getirilen bazı ağır yasaklar, onların aşırılıklarına bir ceza olarak verilmişti [5]. Kur’an ise bu kısıtlamaları kaldırıp [6] dini tekrar Hz. İbrahim’in sade ve doğal ayarlarına (Hanif) döndürmüştür. Bugün İslam adı altında sunulan bir uygulama; Hz. Nuh’un gemisinde, Hz. İsa’nın sofrasında veya Hz. Musa’nın dağdaki duruşunda sırıtıyorsa, o şey dinden değildir. Bizim görevimiz, dini tarihsel yüklerinden arındırıp İbrahimî sadeliğine kavuşturmaktır.
KAYNAKLAR
[1] Şûrâ Suresi, 13. Ayet: Arapça: شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰ ۖ أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ | Okunuş: Şeraa lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîh. | Meal: O (Allah), dinden Nuh’a emrettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi sizin için de yasalaştırdı: Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.
[2] Mâide Suresi, 48. Ayet: Arapça: لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا | Okunuş: Li kullin jaalnâ minkum şir'aten ve minhâcâ. | Meal: Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol/yöntem belirledik.
[3] Hac Suresi, 78. Ayet: Arapça: مِلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ ۚ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَٰذَا | Okunuş: Millete ebîkum ibrâhîm, huve semmâkumul muslimîne min kablu ve fî hâzâ. | Meal: Atanız İbrahim'in dinine uyun. O (Allah) sizi daha önce de bunda (Kur'an'da) da Müslümanlar olarak isimlendirdi.
[4] Âl-i İmrân Suresi, 67. Ayet: Arapça: مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا | Okunuş: Mâ kâne ibrâhîmu yehûdiyyen ve lâ nasrâniyyen ve lâkin kâne hanîfen muslimâ. | Meal: İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman (Hanif) idi.
[5] En'âm Suresi, 146. Ayet: Arapça: وَعَلَى الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ | Okunuş: Ve alellezîne hâdû harramnâ kulle zî zufur. | Meal: Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık.
[6] A'râf Suresi, 157. Ayet: Arapça: وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلَالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ | Okunuş: Ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel ağlâlelletî kânet aleyhim. | Meal: Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar; üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 28 Şubat 2026 22:20