Din bir hobi değil hayatın işletim sistemi ve Yaratıcı ile yapılan bir sözleşmedir. İslam'da din, yaşamın her alanını (ticaret, siyaset, hukuk) kuşatan ve fıtratla uyumlu olan evrensel yasalar bütünüdür.
Din tarihsel birikimler ve atalar kültü değil yalnızca Allah'tan inen vahiydir. "Atalarımızdan böyle gördük" mantığı reddedilir, gelenek değil Kur'an'ın otoritesi esastır.
Hz. Adem'den beri gelen din tektir ve adı İslam'dır (Teslimiyet). Şeriatlar (uygulama yöntemleri) zamana göre değişse de dinin omurgası tüm peygamberlerde aynıdır.
Kur'an eklemelere ihtiyaç duymayan, dinin tamamını kapsayan ve detaylandırılmış (mufassal) tek kaynaktır. Kitabı yetersiz bulup başka kaynak aramak Allah'ın açıklamasını eksik bulmaktır.
Kur'an anlaşılmaz bir şifre değil düşünen her insan için apaçık (mübin) bir rehberdir. Dini anlamak için ruhban sınıfına, aracılara veya teknik uzmanlığa ihtiyaç yoktur.
Kur'an'ın kitaplaşma süreci metni değiştirmek için değil lehçe birliğini sağlamak içindir. Tarihsel veriler ve "Hicr 9" garantisi Kur'an'ın orijinal halinin korunduğunu kanıtlar.
İsrailoğulları'nın hatası vahyi bırakıp âlimlerin yorumlarını ve sözlü kültürü (Mişna/Talmud) din edinmeleridir. Bu sapma Müslümanların "rivayet kültürüne" karşı bir uyarısıdır.
Peygamberin tebyin görevi Kur'an'a yeni hüküm eklemek değil ayetleri yaşayarak görünür kılmaktır (pratik örneklik). O "konuşan" değil "yaşayan" Kur'an'dır.
Peygamber vahiy alan bir insandır gaybı bilmez ve insanüstü güçleri yoktur. O'na destek (salat) olmak davasını omuzlamaktır O'nu insanüstüleştirmek değildir.
İslam'da ruhbanlık ve dini tekeline alan bir sınıf yoktur. "Zikir ehline sorun" emri körü körüne itaat değil uzmanlık bilgisine (tarih/bilim) danışma ilkesidir.
Kur'an'da hükmü bulunmayan konular unutulmuş değil insanın aklına ve vicdanına bırakılmış özgürlük alanlarıdır. Her şeye kural uydurmak dini zorlaştırmaktır.
Tarihsel uygulamalar (örneğin mehir kısıtlaması girişimi) dinin kendisi değildir. Bir uygulamanın yaygın olması onun Kur'an'a uygun olduğunu kanıtlamaz.