top of page

Madde: 209

Dünya’da İslam (Fetret Ehli)

ÖNERME

Allah’ın sonsuz adaleti ve merhameti, insanı gücünün yetmediği veya bilgisinin ulaşmadığı bir sorumlulukla baş başa bırakmaz. Kur’an’a göre mesuliyetin ön şartı tebliğ yani bilginin sahih bir şekilde ulaşmasıdır. İslam mesajının hiç gitmediği, tahrif edilerek ulaştığı veya yanlış tanıtıldığı coğrafyalarda yaşayan insanlar (fetret ehli); namaz ve oruç gibi biçimsel ibadetlerden değil, kendilerine bahşedilen akıl ve vicdan donanımını nasıl kullandıklarından sorumlu tutulacaklardır.


REFERANSLAR

İlahi Adalet İlkesi (İsrâ Suresi, 15. Ayet)[1]: "...Biz, bir elçi (uyarıcı/mesaj) göndermedikçe (kimseye) azap edici değiliz."

  • Kavram Analizi: Resul (elçi) kavramı, bir bilginin muhataba kesin kanıt (hüccet) oluşturacak düzeyde ulaşmasını ifade eder. Bu ayet ilahi adaletin kırmızı çizgisidir; hakikat bilgisinin ulaşmadığı bir birey veya toplum, o bilgiden sorumlu tutulamaz.

Evrensel Uyarı (Fâtır Suresi, 24. Ayet)[2]: "...Hiçbir ümmet (topluluk) yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın."

  • Analiz: Tarih boyunca her toplum, kendi dili ve kültürü içinde bir hakikat hatırlatıcısıyla karşılaşmıştır. Ancak aklın bir yaratıcıya ulaşma çabası, felsefi ve vicdani bir yönelimdir.

Bilimsel Veri Başlığı (Evrimsel Ahlak ve Vicdan)[3]: Sosyobiyolojik araştırmalar, insanın vicdan olarak tanımladığı ahlaki pusulanın, toplumsal iş birliğini sağlayan köklü bir mekanizma (reciprocal altruism) olduğunu doğrulamaktadır. Bu durum, ilahi mesajın ulaşmadığı bireylerin dahi, yaratılıştan gelen (fıtri/genetik) bir yazılım olarak temel ahlak yasalarına sahip olduğunu gösterir.


DEĞERLENDİRME

İsrâ Suresi 15. ayet, uyarıcı yoksa azabın da olmayacağını hükme bağlar. Ancak insanın kendi aklı da içsel bir uyarıcı hükmündedir. Hiçbir kutsal metinle karşılaşmamış bir birey; doğaya ve kendi biyolojisine bakarak, bu muazzam düzenin bir kurucusu olması gerektiği sonucuna aklıyla ulaşabilir. Bu kişiler ibadetlerin teknik detaylarından (ritüellerden) muaf olsalar da; bir Yaratıcı'ya inanmak ve putlara tapmamakla yükümlüdürler.


Allah, öldürme ve çalma gibi evrensel ahlak yasalarını insanın vicdanına kodlamıştır. Bir insan İslam’ı duymamış olsa bile, zulüm işlediğinde vicdanı ona bunun kötü olduğunu fısıldar. Yargılama, ellerindeki veri (akıl ve vicdan) üzerinden yapılacaktır. Mesajın ulaştığı kişi hem iman hem de şeriat (hukuk) ile yargılanırken; mesajın ulaşmadığı kişi, aklını kullanarak Yaratıcı'yı bulup bulmadığı ve vicdanını dinleyerek iyi insan olup olmadığı üzerinden hesaba çekilecektir.



KAYNAKLAR

[1] İsrâ Suresi, 15. Ayet:

Arapça: ...وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

Okunuş: ...Ve mâ kunnâ mu'azzibîne hattâ neb'ase resûlâ(n).

Meal: ...Biz, bir elçi göndermedikçe azap edici değiliz.

[2] Fâtır Suresi, 24. Ayet:

Arapça: ...وَإِنْ مِنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

Okunuş: ...Ve in min ummetin illâ halâ fîhâ nezîr(un).

Meal: ...Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

[3] de Waal, Frans. "The Bonobo and the Atheist: In Search of Humanism Among the Primates". Journal of Evolutionary Psychology 11/3 (2013), 350-370. https://doi.org/10.1515/9781400830336

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page