top of page

Madde: 59

Dünyanın Şekli

ÖNERME

Kur’an’da yeryüzü için kullanılan "yaydık, döşedik, serdik" (medd, ferraş, sath) gibi ifadeler; Dünya’nın uzaydan görünen geometrik şeklini (küre) değil, insanın üzerinde yaşadığı zeminin "kullanım kolaylığını" tarif eder. İnsan ölçeğinden bakıldığında yeryüzü düz ve geniştir; bu sayede üzerinde yürünür, şehirler kurulur ve tarım yapılır. Kur’an, insanın gözlemine hitap ederek "Bakın, nasıl da ayağınızın altına serdik" der. Ancak Kur’an, Dünya’nın kozmik şeklinden bahsederken; gece ve gündüzün oluşumunu "Yuvarlama/Sarma" (tekvir) fiiliyle anlatarak, Dünya’nın yuvarlak olduğuna mucizevi bir incelikle işaret eder. Düz bir yüzeye gece ve gündüz sarılamaz, ancak bir küreye sarılabilir.


REFERANSLAR

Küresel İşaret (Zümer, 5)[1]: "...Geceyi gündüzün üzerine sarıyor/yuvarlıyor (yukevviru), gündüzü de gecenin üzerine sarıyor/yuvarlıyor..."

  • Kavram Analizi: Buradaki kevr kökü; başa sarık sarmak gibi, yuvarlak bir cismin üzerine bir şeyi sarmayı ifade eder. Işığın ve karanlığın sürekli birbirini kovalaması ve "sarılması", ancak dönen bir küre üzerinde mümkündür.

Geoit Şekil (Nâziât, 30)[2]: "Bundan sonra da yeryüzünü serip döşedi / yuvarlattı (dehâ-hâ)."

  • Kavram Analizi: Arapçada dahv kökü hem "döşemek" hem de "deve kuşu yumurtasının yuvasını düzeltmek/yuvarlatmak" (udhiyye) anlamlarına gelir. Bu kelime, Dünya’nın tam bir küre değil, kutuplardan basık kendine has şekline (geoit) ince bir işarettir.

Algısal Düzlük (Gâşiye, 20)[3]: "Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılıp döşendi (sutihat)?"

  • Analiz: Burada bakış açısı insan gözüdür. Ufka bakan kişi, yaşamını sürdürmesi için toprağın düzleştirildiğini görür.


DEĞERLENDİRME

Kur’an bir coğrafya kitabı değil, hidayet kitabıdır. Hitabı "fenomenolojik"tir; yani olayları insanların yeryüzünden algıladığı şekliyle tasvir eder. Bir mimar "Zemini düzelttim, parkeleri döşedim" dediğinde, Dünya’nın düz olduğunu iddia etmez; o zeminin o evdeki insan için yürümeye uygun hâle getirildiğini söyler.


Devasa bir kürenin (Dünya’nın) üzerine serilmiş bir halı düşünün. O halının üzerindeki karınca için zemin "dümdüz"dür ve yayılmıştır. Kur’an’ın "yaydık" demesi bu konforu anlatır.

Ancak Zümer Suresi 5. ayet, düz dünya iddialarını yıkar. Düz bir tepsi olsaydı, ışık "sarılmaz", aniden gelir ve giderdi. Gece ve gündüzün bir sarık gibi birbirinin üzerine dolanması, Dünya'nın küreselliğinin ve dönüşünün en net ispatıdır. Nâziât Suresi 30. ayetteki kelime kökeni ise modern bilimle şaşırtıcı derecede uyumludur; Dünya tam bir portakal gibi yuvarlak değil, deve kuşu yumurtası gibi "geoit" formundadır.



KAYNAKLAR

[1] Zümer Suresi, 5. Ayet:

Arapça: ...يُكَوِّرُ اللَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى اللَّيْلِ...

Okunuş: ...Yukevvirul leyle alen nehâri ve yukevvirun nehâra alel leyl...

Meal: ...Geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor...

[2] Nâziât Suresi, 30. Ayet:

Arapça: وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَاهَا

Okunuş: Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.

Meal: Bundan sonra da yeryüzünü serip döşedi (yuvarlattı).

[3] Gâşiye Suresi, 20. Ayet:

Arapça: وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ

Okunuş: Ve ilel ardı keyfe sutihat.

Meal: Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılıp döşendi?

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 15 Şubat 2026 15:09

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page