Madde: 57
Evrensel Zikir ve “Lisan-ı Hal”
ÖNERME
Kur’an; insanların eylemi için hem "zikir" (anmak/konuşmak) hem de "tesbih" kelimelerini kullanırken; cansız varlıkların, göklerin ve yerin Allah’a yönelişi için ısrarla ve özellikle "tesbih" kelimesini seçer. Bu bir tesadüf değildir. Çünkü zikir, zihinsel veya sözlü bir eylemdir; ancak tesbih (S-B-H kökü), sözlü bir beyan değil, "varoluşsal bir hareket ve itaat"tir. Geleneksel algının "taşların diliyle Allah demesi" şeklindeki yorumu, tesbih kavramının dar anlaşılmasından kaynaklanır. Atomun, hücrenin veya galaksinin tesbihi; konuşması değil, yörüngesinde yüzmesi ve kendisine yüklenen fizik yasasını kusursuzca icra etmesidir (lisan-ı hal).
REFERANSLAR
Fiziksel Hareket (Enbiyâ, 33)[1]: "Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedir (yesbehûn)."
Kavram Analizi: Burada geçen yesbehûn kelimesi, S-B-H kökünden gelir ve fiziksel bir hareket ile yörünge takibi anlamındadır.
İbadet ve Yüceltme (Cuma, 1)[2]: "Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih etmektedir (yüsebbihu)..."
Kavram Analizi: Kur’an, cansızların Allah’ı yüceltmesini anlatırken; yüsebbihu (tesbih eder/akıp gider) fiilini kullanır. Eğer bu sözlü bir eylem olsaydı, Kur’an yezkuru (zikreder/anar/söyler) derdi. Demek ki eylem sözlü değil, fizikseldir. Kur’an matematiğine göre; bir gezegenin ibadeti (tesbihi), onun yörüngesinde yüzmesi (yesbehûn), yani fizik yasasına uymasıdır.
DEĞERLENDİRME
Bir saatin "tik-tak" çalışması, onun ustasını övmesidir. Saatin dili yoktur ama işleyişi yani lisan-ı hali vardır. İsrâ Suresi 44. ayetteki "Siz onların tesbihini anlamazsınız"[3] uyarısı; "Boşuna kulak kabartmayın, çünkü bu duyulacak bir ses değil; akılla kavranacak bir sistem (sünnetullah) duruşudur" demektir.
Elektron çekirdek etrafında dönerken, Dünya Güneş etrafında dönerken "tesbih" hâlindederir. Yani kendilerine çizilen rotada (kaderde) sapmadan yüzmektedirler. Onların "Subhanallah" demesi; "Allah’ım seni eksikliklerden tenzih ederim" cümlesini kurmaları değil; "Eksiksiz ve mükemmel bir yasayla işleyerek" Yaratıcı’nın kusursuzluğunu sergilemeleridir.
Burada insanı diğerlerinden ayıran fark ortaya çıkar: Doğa, ister istemez tesbih eder (Fussilet, 11); çünkü yasaya uymak zorundadır. İnsan ise biyolojik olarak (kalp atışı, kan dolaşımı) zorunlu tesbih hâlindeyken, iradesi ve diliyle (zikir) bu koroya katılıp katılmamakta özgür bırakılmıştır.
KAYNAKLAR
[1] Enbiyâ Suresi, 33. Ayet:
Arapça: وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Okunuş: Ve huvellezî halakal leyle ven nehâra veş şemse vel kamer. Kullun fî felekin yesbehûn.
Meal: Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
[2] Cuma Suresi, 1. Ayet:
Arapça: يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Okunuş: Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm.
Meal: Göklerdeki ve yerdeki her şey; Mülkün sahibi, her türlü eksiklikten münezzeh, Üstün ve Hikmet sahibi olan Allah’ı tesbih eder.
[3] İsrâ Suresi, 44. Ayet:
Arapça: ...وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَلَٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ...
Okunuş: ...Ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum...
Meal: ...O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız...
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 15 Şubat 2026 15:09