Madde: 202
Hak ve Hukukta Çifte Standart
ÖNERME
Hukuk ve ticaret ahlakında "bizden olan" ve "bizden olmayan" ayrımı yapmak, Kur’an’ın adalet anlayışıyla taban tabana zıttır. Bir malın, bir sözleşmenin veya bir hakkın dokunulmazlığı; o kişinin inancına, mezhebine veya ırkına değil, "insan" oluşuna ve aradaki hukuka bağlıdır. İster ateist ister farklı dinden biri olsun; kişinin malı, canı ve emeği kutsaldır.
Ticari ilişkilerde ödeme önceliğini dindaşına verip diğerini bekletmek hak gaspıdır. Kamu kaynaklarının dağıtımında liyakat ve ihtiyaç yerine; cemaat veya görüş birliğini esas almak ise emanete ihanettir. Adalet, ancak düşmana karşı da uygulanabildiği zaman gerçek mahiyetine kavuşur.
REFERANSLAR
Toplumsal Ahlak Eleştirisi (Âl-i İmrân Suresi, 75. Ayet)[1]: "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu (ihanetleri) onların: 'Ümmilere (bizden olmayanlara) karşı yaptıklarımızdan dolayı bize bir vebal yoktur' demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a iftira atıyorlar."
Analiz: Bu ayet, hukukta "çifte standart" hastalığının teşhisidir. O dönemde bazı Yahudiler, "Bizden olmayanın (ümmî) malını yemekte bize bir günah yoktur" diyerek kendi grupları dışındakilere yapılan haksızlığı meşrulaştırmaya çalışmışlardır. Kur’an bu zihniyeti "Allah’a iftira" olarak niteler ve reddeder.
Adalet Terazisi (Mâide Suresi, 8. Ayet)[2]: "...Bir topluluğa olan öfkeniz (veya karşıtlığınız), sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun..."
Analiz: Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği, kişisel veya toplumsal karşıtlıklar adaletin tecellisine engel olamaz. Düşmanlık, haksızlık yapma ehliyeti vermez.
Evrensel Hüküm (Nisâ Suresi, 58. Ayet)[3]: "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder..."
Kavram Analizi: Ayette geçen "insanlar arasında" ifadesi, adaletin sadece müminler arasında değil, inanç ayrımı gözetmeksizin tüm insanlık ailesi içinde uygulanması gerektiğini vurgular.
DEĞERLENDİRME
Bugün bir Müslüman; muhatabının ateist, gayrimüslim veya farklı bir mezhepten oluşunu gerekçe göstererek malını hile ile almayı, borcunu geciktirmeyi veya devlet kadrosunda hakkını gasp etmeyi meşru görürse; Kur’an’ın eleştirdiği Yahudileşmiş zihniyetle aynılaşmış olur. Allah katında "kul hakkı"nın dini sorgulanmaz.
Ticari hayatta borçlu olunan kişinin inançsız olması, ödemeyi geciktirme veya eksik yapma hakkı tanımaz; zira sözleşme (ahid) namustur. Devlet yönetiminde ise kamu malı (beytülmal), "Müslümanların ganimeti" değil, o coğrafyada yaşayan her vatandaşın vergisidir. İhtiyaç sahibi veya liyakatli olan kişi ateist dahi olsa, o kaynağı veya görevi almak onun en doğal hakkıdır. İnançsız birinin hakkını yiyerek icra edilen ibadetten hayır umulamaz.
KAYNAKLAR
[1] Âl-i İmrân Suresi, 75. Ayet:
Arapça: وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ إِنْ تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَا يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Okunuş: Ve min ehlil kitâbi men in te'menhu bikintârin yueddihî ileyk, ve minhum men in te'menhu bidînârin lâ yueddihî ileyke illâ mâ dumte 'aleyhi kâimâ(n). Zâlike bi ennehum kâlû leyse 'aleynâ fîl ummiyyîne sebîl(un), ve yekûlûne 'alâllâhil kezibe ve hum ya'lemûn(e).
Meal: Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu (ihanetleri) onların: "Ümmilere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize bir vebal yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a iftira atıyorlar.
[2] Mâide Suresi, 8. Ayet:
Arapça: ...وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ...
Okunuş: ...Ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin 'alâ ellâ ta'dilû. İ'dilû, huve akrabu lit takvâ...
Meal: ...Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Bu, takvaya daha yakındır.
[3] Nisâ Suresi, 58. Ayet:
Arapça: إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ ۚ
Okunuş: İnnallâhe ye'murukum en tu'eddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil 'adl(i)...
Meal: Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43