Madde: 231
Haremlik-Selamlik ve Tokalaşma
ÖNERME
İslam dininde, kadın ve erkeğin sosyal hayattan tamamen yalıtılarak aralarına fiziki duvarlar örülmesi (haremlik-selamlık) şeklinde kategorik bir emir bulunmamaktadır. Bu uygulama, vahiy kaynaklı değil; Bizans ve Sasani saray kültürlerinden İslam coğrafyasına sirayet etmiş tarihsel ve kültürel bir mirastır. Hz. Peygamber döneminde kadınlar ve erkekler; mescitte, çarşıda, savaşta ve ilim meclislerinde sosyal hayatın doğal akışı içinde bir arada bulunmuşlardır.
Yasak olan eylem, sosyal alanda bir arada bulunmak (ihtilat) değil; kapalı kapılar ardında, üçüncü bir şahsın göremeyeceği şekilde baş başa kalmak (halvet) ve zinadır. Karşı cinsle tokalaşmak (musafaha) ise; şehvet ve cinsel arzu içermediği sürece, sosyal bir nezaket ritüeli olup Kur’an’da bunu doğrudan yasaklayan bir hüküm yoktur.
REFERANSLAR
Göz Terbiyesi ve Sosyal Görünürlük (Nûr Suresi, 30-31. Ayetler)[1]: "Mümin erkeklere söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar... Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar..."
Analiz: Eğer İslam'ın öngördüğü toplum modelinde kadınlar ve erkekler birbirini hiç görmeyecek şekilde duvarlarla ayrılmış olsaydı, "gözlerinizi sakının" emrine gerek kalmazdı. Bu emir, sosyal alanda görsel temasın ve bir arada bulunmanın (ihtilat) kaçınılmaz olduğunu, yöntemin ise "kaçmak/saklanmak" değil, "iradeyi/bakışı terbiye etmek" olduğunu kanıtlar.
Sosyal Etkileşim Örneği (Kasas Suresi, 23. Ayet)[2]: "Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulayan bir grup insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gördü. (Musa): 'Derdiniz nedir?' dedi..."
Analiz: Hz. Musa, su kuyusu başında erkeklerin arasında bekleyen kadınlara "Sizin burada ne işiniz var, gidin erkekler çekilince gelin" dememiş; doğrudan iletişime geçerek onlara yardım etmiştir. Bu kıssa, kamusal alanda kadın-erkek iletişiminin ve yardımlaşmasının peygamberi bir sünnet olduğunu gösterir.
Tarihsel Veri (Kültürel Köken): Kadınların sosyal hayattan tamamen tecrit edilmesi, haremlik-selamlık uygulamaları ve peçe; İslam öncesi dönemde Asur, Bizans ve İran (Sasani) medeniyetlerinde "aristokratik" bir statü göstergesi olarak uygulanmıştır. Emeviler ve Abbasiler döneminde fetihlerle genişleyen coğrafyada bu gelenekler "din" kılıfına sokularak kurumsallaşmıştır.
DEĞERLENDİRME
Geleneksel fıkıhta yer alan "kadın eline dokunma" yasağı, Kur'ani bir haramdan ziyade, sedd-i zerai (kötülüğe giden yolu kapama) prensibine dayalı içtihadi bir önlemdir. Kur'an'ın yasakladığı eylem "dokunmak" değil, "zinaya yaklaşmak"tır. Tokalaşmak (musafaha); bir iş anlaşmasında, bayramlaşmada veya taziyede yapılan, cinsellikten arınmış evrensel bir "sosyal ritüeldir".
Kadınları kafes arkasına, ayrı odalara veya perdelerin gerisine hapsetmek; onları bir birey değil, sadece bir "cinsel obje/fitne unsuru" olarak kodlayan zihniyetin ürünüdür. Müslüman zihin; karşı cinsi gördüğünde potansiyel bir tehlike veya cinsel obje değil, sosyal hayatın eşit paydaşı olan bir "insan" gören zihindir. Niyet "selamlaşmak" ise, el sıkışmak insani bir temastır; haram olan, eylemin kendisi değil, arkasındaki şehvet motivasyonudur.
KAYNAKLAR
[1] Nûr Suresi, 30. Ayet:
Arapça: قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ | Okunuş: Kul lil mü'minîne yaguddû min ebsârihim ve yahfazû furûcehum | Meal: (Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle.
[2] Kasas Suresi, 23. Ayet:
Arapça: وَلَمَّا وَرَدَ مَاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّةً مِّنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ امْرَأَتَيْنِ تَذُودَانِ | Okunuş: Ve lemmâ verede mâe medyene vecede aleyhi ummeten minen nâsi yeskûne ve vecede min dûnihimumraeteyni tezûdâni | Meal: Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulayan bir grup insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gördü.
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43