top of page

Madde: 186

İskat-ı Salât ve Devir

ÖNERME

Geleneksel fıkıhta yer alan iskat-ı salât (namaz düşürme) ve devir uygulaması; ölen kişinin kılmadığı namazların, fakirlere para verilip geri alınarak (devir yapılarak) ödendiği varsayılan bir hülle (kandırmaca) yöntemidir. Bu uygulama, namazı satın alınabilir bir borç gibi gösteren, zenginin parasını verip sorumluluktan kurtulabileceği algısını yaratan ve Kur’an’ın şahsi sorumluluk ilkesine taban tabana zıt, sonradan üretilmiş bir ritüeldir. Namaz, bedensel bir şahitliktir; parayla ödenemez, başkasına devredilemez ve mirastan düşülemez.


REFERANSLAR

Şahsi Sorumluluk İlkesi (Necm, 53/39) [1]: "İnsan için kendi çalışmasından (sa'y) başkası yoktur."

  • Kavram Analizi: Ayette geçen sa'y kelimesi, bilinçli çaba ve emek demektir. Kur'an, kişinin ahirette sadece kendi emeğiyle yargılanacağını hükme bağlar. Başkasının kıldığı namaz veya başkasının aldığı parayla kişinin ibadet borcu silinmez.

Fidye Sınırı (Bakara, 2/184) [2]: "(Oruca) güç yetiremeyenler üzerine bir yoksul doyumu fidye (gerekir)..."

  • Kavram Analizi: Kur'an'da fidye (bedel ödeme), sadece tutulamayan oruç için ve fiziksel olarak güç yetiremeyen (hasta/yaşlı) kişiler için geçerli bir ruhsattır. Namaz için bir fidye ayeti bulunmamaktadır. Namazı kıyas yoluyla oruca benzetip bedel ödemeye çalışmak, ilahi hükümde olmayan bir kuralı ihdas etmektir.


DEĞERLENDİRME

Halk arasında devir olarak bilinen işlem, dini bir kurgudan ibarettir. Ölen kişinin hesaplanan namaz borcu karşılığında yüksek bir meblağ belirlenir. Varisler bu parayı gerçekten ödemek yerine, cüzi bir miktarı bir fakire verir. Fakir parayı alır, hibe ettiğini beyan ederek iade eder ve bu işlem yüzlerce kez tekrarlanır. Sonuçta cepten para çıkmadan, kâğıt üzerinde yüksek miktarda sadaka verilmiş gibi gösterilerek ilahi borcun ödendiği varsayılır. Bu yaklaşım, ilahi adalet ve ciddiyetle bağdaşmaz. Yaratıcı, bu tür şekilsel döngülere değil, kalbe ve samimiyete bakar.


Namaz parayla ödenebilseydi, İslam bir zengin dini haline gelirdi. Maddi gücü olanlar ibadet etmeyip bedelini öderken, yoksullar hem dünyada hem ahirette mağdur olurdu. İslam’ın evrensel adalet anlayışı buna müsaade etmez. Namazın kazası olmadığı gibi, parayla telafisi (iskatı) de yoktur. Kılınmayan namazın tek çaresi, hayattayken yapılan samimi tövbedir. Öldükten sonra dağıtılan servet, kılınmayan bir vaktin secdesi yerine geçmez.


Ölen kişi adına sadaka vermek (infak) ve hayır kurumu yaptırmak Kur'an'ın genel ruhuna uygundur. Ancak bu harcamalar, kılınmayan namazın yerine geçmesi amacıyla bir ticari takas mantığıyla değil; ilahi rahmet ve bağışlanma umuduyla yapılır. İskat ve devir adı altında yapılan hülleli işlemler sevap kazandırmaz, dini tahrif etme sorumluluğu yükler. Namaz borcunu silmek sadece Allah’ın yetkisindedir; aracıların veya paranın değil.



KAYNAKLAR

[1] Necm Suresi, 39. Ayet:

Arapça: وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى

Okunuş: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

Meal: İnsan için kendi çalışmasından başkası yoktur.

[2] Bakara Suresi, 184. Ayet:

Arapça: ...وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ...

Okunuş: ...Ve alellezîne yutîkûnehu fidyetun taâmu miskîn...

Meal: ...(Oruca) güç yetiremeyenler üzerine bir yoksul doyumu fidye (gerekir)...

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page