Madde: 152
İyi Niyetin Yetersizliği
ÖNERME
Geleneksel algıda "Niyetin iyiyse sonuç önemli değildir" denir. Oysa Kur’an’a göre; bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda cahilce yapılan müdahale, niyeti ne olursa olsun "zulüm" ve "haddi aşmak"tır. Bir doktorun yetkisine soyunan bilgisiz bir vatandaş, hastayı öldürürse "niyeti iyiydi" denilemez; "hakkında verisi olmadığı şeyin ardına düştüğü" için suçludur.
İyilik; sadece istemekle (hevesle) değil, bilgi (data), liyakat (yetkinlik) ve izin (yetki) ile yapılır. Başkasının alanına, malına veya bedenine izinsiz ve bilgisizce müdahale etmek; yardım değil, sisteme virüs sokmaktır.
REFERANSLAR
Bilmediğin Şeyden Uzak Dur (İsrâ Suresi, 36. Ayet)[1]: "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur."
Analiz: Ayet, "cahil cesareti"ni yasaklar. Eğer bir konuda (tıbbi, teknik, hukuki) uzmanlık bilgin yoksa, oraya dokunamazsın. Dokunursan, ortaya çıkan hatadan (bug) sorumlu tutulursun.
Emaneti Ehline Vermek (Nisâ Suresi, 58. Ayet)[2]: "Allah size, emanetleri mutlaka ehline (uzmanına/bilene) vermenizi emreder..."
Analiz: Kaza yapmış bir beden veya bozulmuş bir cihaz, bir emanettir. Bu emanet, yoldan geçen iyi niyetli vatandaşa değil, yönetici yetkisine (admin) sahip uzmana aittir.
DEĞERLENDİRME
Kaza yapmış bir motorcunun kaskını "yardım etmek için" bilinçsizce çıkaran ve adamın felç kalmasına sebep olan kişi; iyilik meleği değil, taksirle yaralama suçlusudur. Kur’an’a göre bu kişi, İsrâ Suresi 36. ayeti çiğnemiştir. İyi niyet, cehaletin ve beceriksizliğin özrü olamaz. Bir şeye müdahale etmek için "Niyetim iyi mi?" sorusu yetmez; "Ehliyetim (bilgim) ve hakkım (iznim) var mı?" sorusu esastır. Cevap hayır ise, yapılacak en büyük iyilik dokunmamaktır.
Kültürümüzdeki "Ayı Dostluğu" hikayesi (uyuyan dostunun yüzündeki sineği öldürmek için dostunun yüzüne koca taşı indiren ayı) tam da budur. Ayının niyeti halistir (sineği kovmak) ama eylemi felakettir (yıkım). Kur’an; sakar ve cahil iyiliği değil, "bilinçli ve ehil iyiliği" (salih amel) över. Salih amel; işe yarayan, bozukluğu düzelten, onaran eylem demektir. Kaş yaparken göz çıkaran eylem salih (yararlı) değil, bozguncu (fasit) bir eylemdir.
KAYNAKLAR
[1] İsrâ Suresi, 36. Ayet:
Arapça: وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا
Okunuş: Velâ takfu mâ leyse leke bihi ‘ilm(un). İnne-ssem’a velbasara velfuâde kullu ulâ-ike kâne ‘anhu mes’ûlâ(n).
Meal: Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.
[2] Nisâ Suresi, 58. Ayet:
Arapça: اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ...
Okunuş: İnna-llâhe ye/murukum en tueddû-l-emânâti ilâ ehlihâ ve-iżâ hakemtum beyne-nnâsi en tahkumû bil’adl(i)...
Meal: Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder...
Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 02:23