top of page

Madde: 320

Kıyamet Alametleri

ÖNERME

Müslüman toplumlar, yüzyıllardır Mehdi, Deccal ve Hz. İsa’nın yeryüzüne inişi gibi "Büyük Alametler" beklentisiyle atalete sürüklenmiş, kurtuluşu mitolojik süper kahramanlara ihale etme kolaycılığını seçmiştir. Oysa Kur’an-ı Kerim’de Mehdi, Deccal veya İsa’nın ikinci gelişi gibi kavramlar asla yer almamaktadır; bunlar Hıristiyan ve Yahudi teolojisinden hadis literatürüne sızmış İsrailiyat kaynaklı inançlardır. Kur’an’a göre Kıyamet yani "Saat", ansızın (bağteten) gelecektir. Ansızın gerçekleşecek bir kozmik olayın, yüzlerce yıl süren ve takvime bağlanmış kronolojik alametleri olamaz. Kur’an’ın işaret ettiği alametler ahlaki çöküş senaryoları değil, bizzat kozmik olaylardır.


REFERANSLAR

Ansızın Gelme İlkesi (A’râf Suresi, 187) [1]: "...O (kıyamet) size ancak ansızın gelecektir."

  • Analiz: Eğer Mehdi gelecek, Deccal çıkacak, İsa inip 40 yıl yaşayacak ve sonra güneş batıdan doğacaksa; kıyamet "ansızın" değil, "randevulu" gelmiş olur. Kur’an’ın "Ansızın" vurgusu, tüm bu kronolojik senaryoları ve bekleme psikolojisini boşa çıkarır.

Alametlerin Tahakkuku (Muhammed Suresi, 18) [2]: "...Onun (kıyametin) alametleri/şartları (Eşrât) zaten gelmiştir."

  • Analiz: Son Peygamberin gelmesi ve Kur’an’ın inmesi, zaten saatin yaklaştığının en büyük ve yeterli alametidir. Başka olağanüstü işaretler beklemek, "bekle ve gör" pasifliğidir.

Toplumsal Değişim Yasası (Ra’d Suresi, 11) [3]: "...Şüphesiz ki, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez..."

  • Analiz: Kurtarıcı dışarıdan gelmez; değişim içeriden, toplumsal iradeyle başlar.


DEĞERLENDİRME

Toplumlara musallat olan "Kurtarıcı Bekleme Hastalığı", Kur’an’ın ruhuna aykırıdır; zira Kur’an "Mehdi gelecek, düzeltecek" vaadinde bulunmaz, aksine Ra'd Suresi 11. ayette beyan edildiği üzere bir toplum kendindekini değiştirmedikçe Allah’ın onları değiştirmeyeceğini bildirir. Beklenen kurtarıcı dışarıdan gelecek bir şahıs değil, bu ümmetin "Kolektif Aklı ve Çabası" olmak zorundadır. Kıyamet alameti aramak, gökyüzüne bakıp meteor beklemek değil, yeryüzüne bakıp adaleti tesis etmektir. En büyük ve gerçekçi alamet, insanın kendi ölümlülüğüdür.



KAYNAKLAR

[1] A’râf Suresi, 187. Ayet: Arapça: ...لَا تَأْت۪يكُمْ اِلَّا بَغْتَةًۜ... | Okunuş: ...lâ ye’tîkum illâ bağteh... | Meal: ...O size ancak ansızın gelecektir.

[2] Muhammed Suresi, 18. Ayet: Arapça: ...فَقَدْ جَٓاءَ اَشْرَاطُهَاۚ... | Okunuş: ...fe kad câe eşrâtuhâ... | Meal: ...İşte onun alametleri gelmiştir.

[3] Ra’d Suresi, 11. Ayet: Arapça: ...اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ... | Okunuş: ...innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim... | Meal: ...Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez...

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page