top of page

Madde: 223

Kölelik ve Cariyelik

ÖNERME

İslam; köleliği ve cariyeliği kurumsallaştıran değil, tarihin çöplüğüne atmayı hedefleyen evrensel bir özgürleşme hareketidir. Kur’an’ın indiği dönemde dünya ekonomisi tamamen insan gücü üzerine kuruluyken, Kur’an bu sistemi bir anda yasaklayıp kaosa neden olmak yerine; stratejik bir geçiş süreci başlatmıştır. Bu strateji; köleliğin kaynağını kurutmak ve azat etmeyi (çıkışı) teşvik etmektir. Bugün cariyeliği dini bir hak gibi sunan zihniyet; Kur’an’ın insanı özgürleştirme vizyonuna aykırı düşen, Emevi saraylarının harem kültürünü din zanneden yozlaşmış bir anlayışın tezahürüdür. İslam hukukunda insan ticari bir meta olamaz, kadın cinsel mülkiyet konusu yapılamaz.


REFERANSLAR

Savaş Esirliği ve Kaynağın Kurutulması (Muhammed Suresi, 4. Ayet)[1]: "(Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınızda... Savaş ağırlıklarını atıp (sona erince) onları (esirleri) ya karşılıksız serbest bırakın ya da fidye karşılığı salıverin."

  • Kavram Analizi: Ayet, savaş esirleri için sadece iki yasal seçenek sunmaktadır: Karşılıksız serbest bırakmak veya fidye/takas yoluyla salıvermek. Tarih boyunca uygulanan "köleleştirme" veya "cariye yapma" opsiyonu, bu ayetin hükmüyle resmen ilga edilmiştir.

Özgürleşme Hedefi (Beled Suresi, 11-13. Ayet)[2]: "Fakat o, sarp yokuşu aşamadı... O sarp yokuş; bir boynu (köleyi) boyunduruktan kurtarmaktır (özgürleştirmektir)."

  • Analiz: Kur'an, insanın manevi kurtuluşunu (sarp yokuşu aşmasını), bir başka insanın özgürlüğüne vesile olması şartına bağlamıştır.

Cariye Hukuku ve Nikah Şartı (Nisâ Suresi, 25. Ayet)[3]: "...Sizden hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyenler, ellerinizin altındaki genç kızlarla (savaş esirleriyle)... ailelerinin izniyle ve mehirlerini vererek evlensinler..."

  • Kavram Analizi: Ayet, savaş esiri kadınla (cariye) ilişki için dahi "aile izni" ve "mehir" şartı koşar. Mehir ve izin, hukuken "nikah" akdinin kurucu unsurlarıdır. Nikahın olduğu yerde kölelik veya sınırsız cinsel kullanım yoktur; karşılıklı hakları olan eş hukuku vardır.


DEĞERLENDİRME

Allah, köleliğin o dönemdeki tek meşru kaynağı olan savaş esirliğini Muhammed Suresi 4. ayet ile sonlandırmıştır. Ancak sonraki yüzyıllarda kurulan Emevi ve Abbasi saltanatları, saraylardaki cariye ve köle düzeninin devamı için bu ayetin açık hükmünü siyaseten görmezden gelmiş ve eski Arap/Bizans örfünü şeriat adı altında kodlamıştır.


Geleneksel algıdaki "cariye"; pazardan alınan ve efendisinin her türlü cinsel arzusuna hizmet eden bir meta iken; Kur'an'ın tanıdığı statü, savaş mağduru olan ve topluma entegre edilmesi gereken korunmaya muhtaç kadındır. Nisa Suresi 25. ayet, bu kadınlarla birlikteliği ancak tek eşli nikah şartına bağlar. Dolayısıyla bir erkeğin eşinin üzerine "cariye" adı altında metresler tutması, Kur'an'a göre açıkça zinadır.


Ayette geçen "sağ elin sahip olduğu" (ma malakat aymanukum) ifadesi; cinsel mülkiyeti değil, savaş esirleriyle yapılan hukuki sözleşme ve himaye statüsünü tanımlar. Gerçek İslam, insanı kula kul olmaktan kurtarmak için gelmiştir. 21. yüzyılda köleliği veya cariyeliği savunmak; Beled Suresi'ndeki "sarp yokuşu" (imtihanı) geçememek ve insan onuruna savaş açmaktır.



KAYNAKLAR

[1] Muhammed Suresi, 4. Ayet:

Arapça: فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَاِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً... | Okunuş: Fe-izâ lakîtumu-llezîne keferû fedarbe-rrikâb. Hattâ izâ eshantumûhum feşuddû-lvesâk. Fe-immâ mennen ba’du ve-immâ fidâen... | Meal: (Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de onları ya karşılıksız veya fidye ile salıverin.

[2] Beled Suresi, 11-13. Ayet:

Arapça: فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَۖ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْعَقَبَةُۜ فَكُّ رَقَبَةٍۙ | Okunuş: Fela-ktahame-l’akabe. Vemâ edrâke mâ-l’akabe. Fekku rakabe. | Meal: Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin? O, bir boynu (köleyi) boyunduruktan kurtarmaktır.

[3] Nisâ Suresi, 25. Ayet:

Arapça: ...وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ... | Okunuş: Ve men lem yestati’ minkum tavlen en yenkiha-lmuhsanâti-lmu’minâti femin mâ meleket eymânukum... | Meal: Sizden hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altındaki genç mümin kızlarla (esirlerinizle) evlensin.

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page