top of page

Madde: 200

Liyakat

ÖNERME

İslam’da kamusal görevler, devlet kademeleri ve yöneticilik makamları; bir ganimet veya belirli bir zümreye dağıtılacak ulufe değil, toplumun tamamının hakkı olan bir emanettir. Bir görevi; liyakat ve beceri sahibi olana değil de sırf ibadet pratikleri, tarikat aidiyeti veya dava söylemi üzerinden yetersiz birine tevdi etmek, Allah’ın emaneti ehline verin emrine açık bir ihanettir.


Birey, kendi özel mülkünde dilediği tasarrufta bulunabilir; ancak her vatandaşın vergisinin olduğu kamu alanında nepotizm (akraba ve tanıdık kayırmacılığı) yapmak, toplumun hakkını gasp etmektir. İslam’ı güçlendirmek iddiasıyla yapılan haksızlık, İslam’ı güçlendirmez; aksine adalet duygusunu zedeleyerek dine en büyük zararı verir.


REFERANSLAR

Liyakat Emri (Nisâ Suresi, 58. Ayet)[1]: "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder..."

  • Kavram Analizi: Ayette geçen "Emanet" kavramı, kamu görevlerini ve makamları kapsar. "Ehl" kelimesi ise o işi en iyi yapabilme kapasitesine sahip olan uzman kişidir. Kur'an burada "Müslümana verin" değil, "Ehline verin" diyerek, liyakati inancın önüne koymuştur.

Adalet Terazisi (Mâide Suresi, 8. Ayet)[2]: "...Bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin..."

  • Analiz: Bu ayet, duygusal yakınlıkların (sevgi) veya ideolojik karşıtlıkların (nefret/kin) adalet terazisini bozmasını yasaklar. "Bizden olan" kavramı adaletin önüne geçtiğinde, ilahi emir çiğnenmiş olur.


DEĞERLENDİRME

Kur’an’ın yönetim felsefesinde sadakat değil, ehliyet (liyakat) esastır. Özel mülkiyet ile kamu yönetimi birbirinden keskin çizgilerle ayrılmalıdır. Bir kişi kendi işletmesinde akrabasını istihdam edebilir ve zararını kendi üstlenir. Ancak bir hastaneye başhekim atarken veya köprü yapacak mühendisi seçerken şahsi yakınlık veya cemaat aidiyeti referans alınamaz. O hastanede oluşacak ihmalin veya köprüde yaşanacak kazanın vebali, o liyakatsiz atamayı yapanın üzerindedir.


"Karşı taraf geleceğine bizimkiler gelsin, en azından alnı secde görüyor" mantığı, teolojik bir sapmadır. İşini kötü yapan ancak ibadet eden bir yönetici, işini iyi yapan bir gayrimüslimden makam işgal etme konusunda İslam'a daha fazla zarar verir. Çünkü inancı olmayan biri işini kötü yaptığında şahsı eleştirilir; ancak Müslüman kimlikli biri liyakatsizlik yaptığında, fatura temsil ettiği dine kesilir. Adalet mülkün temelidir; dindarlık ise kişinin özel hayatıdır.



KAYNAKLAR

[1] Nisâ Suresi, 58. Ayet:

Arapça: إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ ۚ

Okunuş: İnnallâhe ye'murukum en tu'eddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil 'adl(i)...

Meal: Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.

[2] Mâide Suresi, 8. Ayet:

Arapça: ...وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ

Okunuş: ...Ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin 'alâ ellâ ta'dilû...

Meal: ...Bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin.

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page