top of page

Madde: 198

Yönetim Modeli

ÖNERME

İslam’da babadan oğula geçen saltanat, kutsal ve sorgulanamaz bir hilafet makamı veya tek adam rejimi bulunmamaktadır. Kur’an’ın öngördüğü yönetim modeli, ortak akıl (şûrâ) esasına dayanır. Hükümranlık yetkisi, gökten zembille inen bir aileye veya zümreye değil; liyakat esasına göre seçilen ve halka hesap veren kadrolara aittir.


Yönetici, yeryüzünde Allah’ın gölgesini taşıyan kutsal bir figür değil; toplumun işlerini yürütmek üzere belirli bir süre için emanet (yetki) verilmiş bir kamu görevlisidir. Danışmadan, sorgulanmadan ve hesap vermeden yönetmek, Kur’anî terminolojide firavunlaşmaktır.


REFERANSLAR

Yönetimde Ortak Akıl (Şûrâ Suresi, 38. Ayet)[1]: "...Onların (müminlerin) işleri/yönetimleri, aralarında şûrâ (danışma/ortak karar) iledir..."

  • Kavram Analizi: Şûrâ kelimesi, bir konunun uzmanları ve paydaşlarıyla müzakere edilerek karara bağlanmasını ifade eder. Ayette geçen "emruhum" (onların işleri) tamlaması, yönetimin bireysel veya hanedan mülkü olmadığını, toplumsal bir ortaklık (kamu otoritesi) olduğunu vurgular.

Liyakat Esası (Nisâ Suresi, 58. Ayet)[2]: "Allah size, emanetleri (yönetim makamlarını) mutlaka ehline (liyakat sahibine) vermenizi... emreder."

  • Kavram Analizi: Emanet terimi, sorumluluk gerektiren her türlü görev ve yetkiyi kapsar. Ayet, bu yetkinin dini aidiyet veya soy temelinde değil, doğrudan ehliyet (uzmanlık ve beceri) temelinde dağıtılmasını emrederek evrensel bir liyakat yasası koyar.

Danışma İlkesi ve Tarihsel Bağlam (Âl-i İmrân Suresi, 159. Ayet)[3]: "...(Yönetimle ilgili) işlerde onlara danış. Karar verdiğin zaman da artık Allah’a güven..."


DEĞERLENDİRME

Kur’an, devletin adını koymaz; devletin evrensel ilkelerini belirler. Bu ilkelerin başında ortak akıl (şûrâ) gelir. Ortak akıl; kararın tek bir dudak arasından değil, liyakatli heyetlerin müzakeresinden çıkmasıdır. Tarihte hilafet adı altında kurulan saltanatlar (Emevi, Abbasi, Osmanlı); Kur’an’ın emri değil, dönemin siyasi geleneğinin bir sonucudur.


Peygamber vefat ederken yerine kimseyi atamamış, seçimi topluma bırakmıştır. Yönetimin dini inanca göre değil, ehliyete (uzmanlığa) göre verilmesi ilahi bir emirdir. Bir işi en iyi yapan kimse, o işin yönetimi onun hakkıdır. Kutsallık yöneticide değil, adalet ve liyakattedir.



KAYNAKLAR

[1] Şûrâ Suresi, 38. Ayet:

Arapça: وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ

Okunuş: Ve emruhum şûrâ beynehum.

Meal: Onların işleri aralarında şûrâ (danışma) iledir.

[2] Nisâ Suresi, 58. Ayet:

Arapça: إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا

Okunuş: İnnallâhe ye’murukum en tueddû’l-emânâti ilâ ehlihâ.

Meal: Allah size, emanetleri ehline vermenizi emreder.

[3] Âl-i İmrân Suresi, 159. Ayet:

Arapça: وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ

Okunuş: Ve şâvirhum fî’l-emr(i), fe izâ azemte fe tevekkel alâllâh(i).

Meal: İş hakkında onlara danış. Karar verince de Allah’a güven.

Yayınlanma: 3 Şubat 2026 11:28
Son Düzenleme: 2 Mart 2026 21:43

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.

 

© 2026 by İbrahim'in Baltası. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page